Gökdeniz Çetin ~ Çevirmen, Tasarımcı Ve Daha Fazlası!

applybau basvuru tam



1. KISIM "KENDİNİ ANLAT"

---Not: Çektiğim videoyu lütfen sonuna kadar izleyin çünkü anlatacaklarım 3000 satıra sığdıramayacağım kadar fazla.---
Merhaba, ben Gökdeniz Çetin. Giresun'da oturuyorum ve Giresunluyum. 12. sınıf öğrencisiyim ve 9. sınıftan itibaren öğrenimimi Uğur Anadolu Lisesi'nde sürdürüyorum. Siyah saçlıyım, kahverengi gözlüyüm, 1.73 boyundayım ve kilom 60.  Kişisel özelliklerim ise; güler yüzlü bir insanım, samimiyim. Ama aynı zamanda sessiz, sakin, ilgi alanımın dışında ve bilgimin olmadığı konularda konuşkan olmayan biriyim. Ve bir hayvanseverim. Özellikle de kuşlar aralarında en çok ilgimi çekenleri.  Küçüklüğümden beri her zaman bilgisayarla içli dışlı oldum. Günümüz teknoloji çağı, ve ben de kesinlikle doğru çağda doğduğuma inanıyorum. Bu çağda doğmasaydım ne yapardım diye kendime soruyorum ama cevabını bulamıyorum çünkü bir insan bilgisayarla bu kadar mı iç içe olur? Yakında YouTube’da bir teknoloji kanalı açmayı da düşünüyorum, önce bi’ şu sınavı atlatalım. İlgi alanlarım bilgisayar oynamak (ama artık oynamaktan daha çok, yapmak diyelim), video/fotoğraf düzenlemek, oyunlara Türkçe çeviri yapmak, oyunlara mod yapmak, bilgisayar sistemi toplamak, web sitesi tasarlamak. Sosyal yönden bakarsak, bir Karadenizli olarak yüzmeye bayılıyorum, yaz tatilimin çoğu denizde ve bilgisayarda kendi projelerimde çalışmakla geçiyor. Futbol müsabakalarına katıldım, ve fitness’a gittim. Sanata çok önem veririm ama kendim yapamam maalesef. Küçükken çizimde başarılı olduğum söylenirdi, ama bunu geliştirmedim ve sadece bilgisayara yöneldim. Eğer birkaç kez eğitim kursuna gidersem, üst düzey çizim yapabileceğime inanıyorum. (Hatta dijital çizime ilgi duyuyorum) Müzik dinlemek konusunda üstüme tanımam desem yalan olmaz sanırım. Spotify istatistiklerime bakarsanız zamanımın çoğunun müzik dinlemekle geçtiğini görebilirsiniz. (Hatta ritmi ve bass’ı daha iyi hissetmek için sanal Dolby Atmos 7.1 bile aldım) Özellikle gelecekte daha yaygınlaşacağına inandığım dubstep/trap/house tarzlarını dinliyorum. Bunları neden mi dedim? YouTube’da birçok kişi, ünlü olma amacı olmadan kendi elektro-müziklerini yapıyor. Tabii ki bunlar yabancı. Bunlardan biri üstelik 19 yaşında! Kendisine ulaştım ve sordum, yaklaşık 20-25 saat sürüyormuş bir müziği yapması. Ben de geçen sene biraz uğraşmıştım ama eklentileri çok pahalı olduğu için bırakmak zorunda kaldım. Yeniden başlamayı düşünüyorum, o yüzden bu müzik konusunu da ekleyeyim dedim. (FL Studio)  Türkiye’de müzik sektörü elektro müzik alanında berbat durumda. Kimse elektronik müzik yapmıyor, benim tanıdığım tek Türk bu konuda Serhat Durmuş. Yurtdışında ise benim yaşlarımda çok güzel müzikler yapanlar var! İnsanlar yaratıcıyken, bizim milletimiz yerinde sayıyor. Bu durumun kesinlikle eğitim sisteminden kaynaklandığını düşünüyorum. Ama siz BAU olarak bize kendimizi anlatma şansı sunduğunuz için sizlere teşekkür ediyorum.

Bilgisayarla çok küçük yaşta tanıştım, ama sanılanın aksine sadece oyun oynamakla yetinmedim. Oyun dosyalarını kurcaladım, değiştirdim, güncelledim, bozdum, saatlerimi günlerimi verdim yeniden yaptım, yıktım, tekrar düzelttim. Ve bunları eğitim almadan, deneme-yanılma yöntemi sayesinde birçok şey öğrendim. Sıfırdan bir kod yazmadım ama varolanı değiştirmek konusunda inanılmaz tecrübeler edindim. Bir oyunun menü rengini değiştirmesini istememle başladı bu süreç. Daha sonra modellemelere geçtim, tasarım yapmaya başladım. Biraz da websitelere yöneldim. Arkadaşımın açtığı bedava oyun websitesini gördüm. Ben de açtım, kendisine rakip oldum. Burada CSS, HTML ve biraz da olsa JavaScript koduyla tanıştım. Aynı şekilde değiştir, düzelt, ekle, çıkar derken tasarımları kendime göre yeniden yaptım. Oyun panelleri üzerinde çalıştım, oyun eklentileri üzerinde birtakım kurcalamalar yaptım. Adobe Dreamweaver ile kendi websitemi sıfırdan yaptım. Yetmedi, NexusMods üzerinde Skyrim için kendi modlarımı yaptım. “Oynadığım oyunlar neden Türkçe olmasın ki?” dedim ve dosyaları kurcalayıp açıp düzenleyip oyunları Türkçeye çevirdim. İnternette yayınladığım birkaç Türkçe yama projem bulunuyor. 10. Sınıfta 3D bir oyun tasarladım. Sizin düzenlediğiniz bir yarışmaydı, U-Maker Fest, ama sizin veya bizim okulun nedeniyle yarışmaya katılamadım. Aynı sene Konya Robot Yarışması'nda görev aldım. Arduino ile böyle tanıştım. Unreal Engine 4 ve Unity üzerinde biraz çaba sarf ettikten sonra tek başıma altından kalkamadığım için vazgeçtim. (Ama pes etmedim, yeniden başlayacağım) Daha sonra Daz3D üzerinde photorealistic çalışmalar gerçekleştirdim. Ve bu bahsettiğim yarım kalmış konular üzerinde üniversitede çok daha fazla zaman ayıracağım. Hatta deviantart’da kendi 3D alanda yaptığım çalışmaları yayınlamaya da başlayacağım. Evet, her şeyi üniversiteye saklıyorum :) (Yanlış anlaşılmasın, hepsinde çalışmalarım var ama kendimi geliştirmek içindi. Artık kaliteli, ve insanların beğeneceği çalışmalar çıkartmanın zamanı geldi.) Kendimi bilgisayar alanında geliştirmeye ömrümün yettiği kadar devam edeceğim. Teknoloji her zaman gelişmeye devam edecek, ve ben de bunları son damlasına kadar kullanacağım. Bu konuda her zaman en üst  düzeye gelmek için çabalayacağım. Buradaki püf nokta ise, BAU ile birlikte bunu başarabileceğime inanıyorum.

--- BİR ŞEY FARKETTİNİZ Mİ? 3000 KARAKTER SINIRINI ÇOKTAN GEÇTİK! // DÜZENLEME: MAALESEF BAŞVURUYU GÖNDERİNCE GEÇEMEDİĞİMİ FARKETTİM. ÖNİZLEME BENİ YANILTTI, ÇÜNKÜ ORADA SINIRSIZ YAZABİLDİĞİM BİZZAT GÖZÜKÜYORDU.

Sitenizin karakter sınırını hacklemeyi başardım! Üzgünüm ama benim yaptıklarımı ve yapacaklarımı bu kadar sınırlı alana anlatmamı bekleyemezsiniz. Evet, bu durum diğer başvuranlara avantajsızlık sağlayabilir, ama tıpkı Cihan Nalbant’ın yaptığı gibi kendimi öne çıkarmak zorundaydım. Aynı zamanda html css bilgimi göstermek için websitenizi kopyaladım, hala bakmadıysanız; http://applybau.tr.gg ziyaret edin. (Bedava bir site olduğu için reklamlar barındırıyordu, onları da kaldırdım) Bu arada sizler için bir başvuru videosu çektim, biraz uzun oldu ama lütfen onu sonuna kadar izleyiniz, okuğunuz için teşekkürler!

2. KISIM "HAYALLERİNİ ANLAT"

MEB Robot Yarışması’nda Çizgi İzleyen Robot ile yer aldım. 10. Sınıfta da U-Maker Fest için 3D bir oyun tasarladım. Ama bu projeleri açıklamakla sizlere vakit kaybettirmeyeceğim. Bunları geçiyorum çünkü benim hedefim bunların kat kat daha üstünde! Benim asıl amacım Türkiye’nin ekonomosine katkı sağlayacak olan, ama Türkiye’nin bunun hakkında zerre kadar fikri olmayan OYUN GELİŞTİRMECİĞİ. Neden mi böyle dedim? Çünkü bu Dijital Oyun Tasarımı bölümü devlet okullarında bulunmuyor, siz de olduğu için burada BAU ile gurur duyuyorum. Çünkü sizinle birlikte geleceğe adım atabilirim.

Batı ülkeleri bu işi o kadar ciddiye alıyor ki, yüzlerce ve binlerce kişi çalışan inanılmaz büyük oyun şirketleri var. Ve bunlara da milyonlar kazanmaktan bahsediyoruz. Ben tüketen bir insan değil, üretken bir insan olmak istiyorum. Neredeyse ömrümün yarısının geçtiği (8 yaşımdan beri) bu bilgisayar aleminde artık bir şeyler üretmenin, ve bunu dünyaya pazarlamanın vaktinin geldiğini düşünüyorum. Artık çocuk değilim, ve işin ciddiyetinin farkındayım.

Cevat Yerli her zaman favori oyun geliştiricim olmuştur. Kendisini hep takip ettim, oyunlarını oynadım ve bir hayranıyım. Şansa bakın ki kendisi de benim gibi Giresunlu. Giresun’dan 2. bir Cevat Yerli çıkarmaya ne dersiniz? Burada sizin devreye girip, beni ve benim gibileri bünyenize alıp, dünyaya karşı kapıştıracak eğitiminiz gerekiyor. Hedeflerim arasında üniversite boyunca bir oyun geliştirmek var, ve bu oyun Steam gibi büyük dijital oyun pazarlarında satılabilir kalitede olacak. Kendi kendime proje verdim, ve hedefim üniversite hayatım boyunca 4 yılda kaliteli bir oyun ortaya çıkartmak. Küçük ama kaliteli bir yapım ortaya çıkartmayı hedefliyorum. Ama bunu benim kişisel projem olarak düşünebilirsiniz. Çünkü gelecekte asıl yapmak istediğim, büyük bir Türk geliştirici topluluğuyla AAA oyun üretmek olacak.

Dünya’nın tanıdığı The Witcher 3, Crysis, Assassin’s Creed 2 gibi oyunları biz de yapabiliriz! Merak etmeyin kopyası değil özgün bir yapımımız olacak. Aklımdaki bir fikirden bahsedeceğim; Polonyalı oyun geliştiricisi CD Project RED’i düşünün. İlk oyunda berbat eleştiri aldı, ikinci oyun ortalamaydı ama ilk oyundan tam 7 yıl sonra 3. oyunuyla birlikte dünyayı yerinden sarstı. Kendilerinin izlediği yolu takip etmeyi öneriyorum. Onların yaptığı gibi biz de kitap yazarlarımızdan kaliteli, konusu ve hikayesi ilgi çekici olan bir kitabın telif haklarını satın alıp oyuna dökmeliyiz. Ya da The Elder Scrolls, Lords of the Ring gibi sıfırdan yazılmış, kendi lore’unu, kendi dilini ve kendi evrenini oluşturmuş bir yapım ortaya koymalıyız. İsterseniz bu konu hakkında daha sonra tartışabiliriz. Ki tartışmalıyız da!

Biliyorum ki bilgisayar ve yazılım için birçok başvuru geliyor size. Bunların arasından ise, umarım benim gibi gerçekten bu işe yatkın, istekli ve bu işte ÇABASI/EMEĞİ olan kişileri alırsınız. Yoksa yoldan geçen, sırf oyun oynadım diye dijital oyun geliştiriciliğine çok başvuran var. Veriyorsanız da, onlarla benim aramda burs farklı olmasını rica ediyorum. Bunu neden söyledim diyecek olursanız, aynı sınıftan olduğum çocuğun oyun oynamaktan başka hiçbir çabası emeği yok ve kendisi de benimle aynı mesleğe başvuracak. Bu durum beni çok üzüyor. Ve sizin sadece 12 kontenjanınızın olduğu gözüküyor. İnce eleyin, sık dokuyun oyun mesleğini. Çünkü günümüzde her oyun oynayanın buraya başvuracağından eminim. İlla ki benden daha iyi biliyorsunuzdur, ama yine de söylemek istedim bugünkü bizim sınıftaki konuşmaya kulak kabartınca.

Evet, hayalimi gördünüz. Büyük mü büyük, yüksek bütçe isteyen, yüksek çalışma zamanı isteyen ama sonunda hem ülke olarak, hem kitle olarak hem de para olarak inanılmaz başarılara imza atılacak bir yapım bizleri bekliyor. Oyunun hikayesini anlatmadım sizlere, çünkü üzerinde ince elenip sık dokunulacak, grubumdan tavsiye alacağım, beyin fırtınaları yapılacak. Her zaman “Nasıl daha iyisini yapabiliriz?” diye kendimize soracağımız bir yapım olacak. Ben kişisel olarak hikayeye takıntılı biriyim. Hikayenin mükemmel olması gerekiyor, insanları etkileyecek, içine çekecek ve uzun bir oynanış süresi sunacak bir rol yapma oyunu geliştirmek istiyorum. Oldukça uzun, emek isteyen bir süreç olacağı kesin.

3. KISIM "Seni Diğer Adaylardan Farklı Kılan Nedir?"

 Farklı olduğumu önceki yazılarımda anladığınızı varsayıyorum. Bu arada hiç dikkat ettiniz mi, neden Türkçeyi bu kadar iyi kullandığıma? Yakaladınız mı bilmiyorum ama, size ilk kısımda çevirmenlikle uğraştığımı söylemiştim. Dolayısıyla imla kuralları konusunda aşırı titiz biriyimdir. Atatürk ülkenin geleceği için gençlere çok önem verirdi. Ben de o gençlerden bir tanesi olduğuma inanıyorum. Başından beri dediğim şey, evrensel başarıyı elde etmek istiyorum. Global pazarda aktif rol almak istiyorum, ama bunu oyun ile başarmak istiyorum. Tüm ülkelere oyun pazarlamalıyız, dünya adımızı duymalı! Üniversite gezisinde BAU Güney Kampüsü’nü gördüm. Ve tek kelimeyle inanılmazdı! Kendime kesinlikle bu okulda okumam gerek dedim. Geziden dönerken otobüste herkes uyumuştu, bense size burada anlatacaklarımı düşünüyordum. Ve işte buradayım! Çoğu şeyi ilk iki kısımda size aktardım, üstüne bir video da çektim. Biraz uzun oldu ama :)

Bizim sınıfta erkekler arasında bir şeye şahit oldum; çoğunluk bilgisayar ve yazılım istiyor. Bu fikir ise OYUN OYNADIKLARI için çıkıyor. Dikkat! Ben ONLARDAN FARKLIYIM. Katiyen garanti veriyorum ki farklıyım. Oyun oynamak ile yapmak arasında inanılmaz fark olduğunu bizzat ben biliyorum. Her oyun oynayan oyun yapabilir diye bir şey deseler bana, kahkaha atarım. Ben oyun yapma konusunda son derece kararlı ve ciddi biriyim. İlk kısımda dediğimde, kesinlikle doğru çağda doğmuşum. Büyük şirketler yıllar önce onlar da küçücüktü. Bu kadar ilerleyebileceklerini kendileri de bilmiyordu. Biz geç kalmış olabiliriz, ama bu aradaki farkı güncel teknolojiden yararlanarak kapatabiliriz. Zor olacağını kesin, biliyorum, ve bu zorlukların üstesinden de birlikte gelebiliriz.

Ben üniversiteyi “üniversite okudum ya” demek için okumuyorum. Hedeflerim ve başarmak istediklerim için geliyorum. Size en basitinden şunu söyleyeyim, tıp kazanırsam bile oraya gitmeyeceğim. Aile ne derse desin, gelecek benim geleceğim. Ve ben orada daha çok para var diye oraya gitmek zorunda değilim. Hedefimi gerçekleştirirsem zaten para konusu sıkıntı olmayacak hatta aksine burada milyonlardan bahsediyoruz. Ancak dünyayla kapışmam için, diğerlerinden öne çıkmak için, ekonomiye bir de oyun kazancı getirmek için, ülkeye para girişini artırmak için size ihtiyacım var. Diğer okullar bana bu şansı sizinki gibi sunmuyor, ama BAU ile bunu başarabilirim. Yaptığım oyuna sponsor olmak istemez misiniz? Oyunun giriş kısmında NVIDIA logosu, BAU logosu, CryEngine logosu görmek istemez misiniz? İlk başta UE4 ile çalışmayı düşünüyordum, ama sizin CryTek ile anlaşmalı olmanız benim daha çok yararıma oldu. Türklerden oyun yapımcısı olmak isteyenlerin çoğunun dikkatini şu an ODTÜ çekiyor çünkü buradan mezun olan Armağan Yavuz’un dünya çapında bir oyunu var. Cevat Yerli her ne kadar Türk olsa da onun için aynı şeyi söylemiyorum çünkü Crysis ödüllerine baktığımızda “En İyi Alman Oyunu” olarak seçilmiş. Ne dersiniz biz de “En İyi Türk Oyunu”nu yapsak? Ben başarıya ulaştığımda, siz de kurumsal başarıya ulaşacaksınız. Beni kullanarak kendi reklamınınızı kendiniz yapabilirsiniz. Tabii burada tek istisna burs oluyor. Geleceğe yatırım yapmak isterseniz ben buradayım.

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=